Bir An Önce Eziklikten Kurtulmak İstiyorum!

Bir An Önce Eziklikten Kurtulmak İstiyorum!

Senelerdir Birikmiş Şeyler Var

Eğer şuan da kendini ezik, çaresiz, umutsuz ve mutsuz hissediyor isen bilmelisin ki bu his şu anda oluşmuş bir şey değil. Senelerdir devam eden yolculuğun sonucu bu… Varsayalım ki 20 yaşındasın. Konudan sapmadan diyelim ki bu yaşına kadar hiç kız arkadaşın olmadı. Neden olmadı, niye olmadı, nasıl olmaz diye sorgulamıyorum. Elbetteki birtakım sebepleri vardır. Ama dikkatini çekmek istediğim nokta şu; bir anda ezik bir insana dönüşemediğimiz gibi bir anda da kadınların hayallerini süsleyen acaip çekici bir adama dönüşemeyiz. Bu durum en basitinden kilo aldığımız zamanlar içinde geçerlidir. Bir anda 10 kilo alamadığımız gibi bir anda 10 kiloda veremeyiz. 10 kilo fazlası olanın 2 sene önce yediği bir fast food bu durumun başlangıcıydı belki de o zaman başladı ve 2 sene içinde artarak devam etti. 2 sene sonra bu hale geldi. Ya da tam tersi fark etmez.

Gelişim yolcuğun sonu değildir. Yolun kendisidir. Yol geliştirir, insanı…

Kadın erkek ilişkileri ile ilgili kendini geliştirmeye başlayan erkeklerin çoğunun en büyük arzusu ve yine en büyük hatası; bir an önce olsun istiyorlar, ne istiyorlarsa hemen olsun istiyorlar. Ee tamam güzel de… Senin zihninde, vücudunda birikmiş çekici bir adam olmana engel olan tabiri caizse senelerin tozu toprağı var. Şuan ki durumunun başlangıcı ilkokulda öğretmenin seni arkadaşlarının önünde rezil etmesi olabilir. Hoşlandığın kız tarafından reddedilmiş olman olabilir. Ailenin senin yetiştirme tarzındaki hatalar olabilir. Hepsi birden olabilir. Anlayacağın olabilir de olabilir. Tüm bunların tespit etmek, yok etmek ya da tamir edip iyileştirmek için ciddi bir zamana ve sabretmeye ihtiyaç var. Bunu kabul etmek anlık başarılar peşinde koşmamak, aceleci davranmamak ve buna göre kendimizi geliştirmemiz lazım. Küçük küçük, adım adım ama sağlam…

Tam da bu durumla ilgili çok güzel hikaye var. Seninle paylaşmak istiyorum. Daha önce duymuş olabilirsin ama duymayanlar da vardır, elbet…

Kabak ve Kavak Ağacının Hikayesi

Bir kabak filizi boy göstermiş, yüce bir kavak ağacının yanında… Bahar ilerlerken kabak bitkisi kavak ağacına sarıla sarıla yükselmeye devam etmiş. Hem yağmurun hem de güneşin etkisiyle inanılmaz bir hızla büyümüş ve hemen hemen kavak ağacı ile aynı boya ulaşmış ve bir gün tutamayıp kendini sormuş kabak, kabağa:

Kabak: Sen ne kadar zamanda bu hale geldin kavak?

Kavak: On yılda…

Kabak: On yılda mı? (Diye gülmüş, çiçeklerini sallamış ve konuşmaya devam etmiş.) Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

Kavak: Doğru söylüyorsun.

Zamanla ilerledikçe sonbahar kendini hissettirmeye başlamış. Ve ilk rüzgarlarla beraber kabak üşümeye ve yapraklarını bir bir düşürmeye, soğuklar arttıkça da alçalmaya başlamış giderek… Kendisine neler olduğunu anlayamayan kabak endişeyle sormuş kavağa:

Kabak: Neler oluyor bana kavak?

Kavak: Ölüyorsun.

Kabak: Niçin?

Kavak: Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için…

Yazının sonlarına doğru yaklaşırken bir an önce olsun demek yerine adım adım, yavaş yavaş ve sindire sindire gelişmeni öneriyorum. Yoksa kabağın durumuna düşersin. Söylemedi deme. Bir önceki senin üzerine koyarak devam et! Bugünkü sen dünkü senden daha iyi olsun. Amacın bu olmalı. Sen yeteri kadar sabreder ve çabalarsan istediğin sonuçlar zamanla gelecektir. Bir sonraki yazımda görüşmek dileği ile… Şimdilik bu kadar, hoşça kal!