Flört Eden Kadının Beden Dili

Flört Eden Kadının Beden Dili

Flörtte Kadınların Beden Dili

Bu yazıda kadınların karşılarındaki erkekle flört ederken bilinçli ya da bilinçsiz olarak kullandıkları bazı beden dili hareketlerine ve bu hareketlerin anlamlarından bahsediyorum. Flörtöz beden dilinin farkında olan bir erkek için kadın erkek ilişkileri çok daha anlaşılabilir ve kolaydır.

Başlamadan şunu söylemem gerekiyor. Erkek ya da kadın fark etmeksizin dünya çapında genel geçer kur yama ya da flört etme olarak kabul gören davranışlardan birini fark etmiş olmak karşıdaki kişinin flört etmek istediğini kesin kılmaz. Hemen bu anlamı çıkarmamak lazım. İyi bir gözlem ve aynı anlama gelen birkaç beden dilini hareketinden sonra hareket etmek daha sağlıklı olacaktır. Bunu neden söyleme gereği hissettim. Çünkü özellikle Türkiye’de olduğu gibi bana kuyruk salladı, işaret çaktı ve benzeri taciz bahanelerinin sık sık dile getirildiği bir ortamda herkesin beden dili sinyallerinin farklı olabileceğini bilmek gerekiyor.

Kadınların Flört Ederken Kullandıkları Popüler Beden Dili Hareketleri

Hem kadınlar hem de erkeklere saçı düzeltme, kıyafetleri düzeltme, bir ya da iki elini beraber beline koyma, ayakların ve bedenin ilgi duyulan tarafa yönlendirilmesi, daha uzun göz teması ve mahrem bakışlar gibi hazırlık açısından aynı temel hareketleri kullanırlar. Bunların ötesinde erkeklerde saldırganlık olarak yorumlanan tek baş parmağın kemere sokulduğu, bir çanta ya da cepten dışarı çıkması kadınlar incelikleriyle flört hareketi olarak kullanabilirler.

Kadını heyecanlandıran türde bir ilgi onun göz bebeklerinin büyümesine de yanaklarının kızarmasına yol açabilir. Şimdi flört sinyallerinde… İşte MAG dergisinden de yararlanılarak hazırlanan kadınların kullandıkları en popüler 4 flört sinyali;

  1. Kalça yuvarlama: Kalçayı vurgulayacak biçimde yürümek doğal olarak kalçaların önemini arttırır. Catwalk yürüyüşü buna örnek olarak gösterebiliriz. Kalçanın yuvarlandığı yürüme biçimi kadınların flört ederken kullandıkları hareketlerden biridir.
  2. Saç atma: Hafifçe baş savrulur ve saçlar omuzlardan ya da yüzden uzağa atılır. Kısa saçlı kadınların dahi bu hareketi yaptığını gözlemleyebiliriz.
  3. Yan bakış: Kısmen düşük göz kapakları ile erkeğe bakışını erkek fark edene kadar sürdüren kadın, erkek fark eder etmez bakışlarını kaçırır. Tahrik edici gözetleme ve gözetlenme uyandıran bu bakış çoğu erkeği ateşlendirmek için yeterlidir.
  4. Bacak hareketleri: Kadınlar flört ederken bacaklarını kullanımlarımda en sık şu üç temel pozisyon görülür.
  • İlki bacak bacak üstüne atılırken üsteki bacak ilgi duyulan tarafa yöneliktir. Rahat bir pozisyon olmasının yanı sıra resmiyeti ortadan kaldırır.
  • İkincisi ayakkabı ile oynamak… Ayakkabı ile oynamak da rahat bir tavrı sergiler. Ayağın ayakkabıya sokulup çıkarılması da kadınların flörtöz beden dilinde bacak kullanımında yeri vardır.
  • Üçüncü ve sonuncusu ise bacak dolamaktır. Kadınlar dikkat çekmek için bilinçli yaptığı bir harekettir. Bu harekete çoğu zaman alçak ses ile konuşmak eşlik eder.

Yazının sonlarına doğru yaklaşırken dergi paylaşımı üzerinden hareket ederek seninle kadınların flört ederkenler ki beden dili ile ilgili bir takım hareketleri paylaştım. Bu konu ile ilgili daha detaylı yazılar gelecek. Bitirmeden tekrar hatırlamak istiyorum. Kadınlar beden dillerini çeşitli amaçlar için kullanabilirler. Her hareketi flört hareketi olarak yorumlamamalıyız. Yer, zaman ve mekan belirleyicidir. Bir hareket değil, birkaç hareketi üzerinden hareket etmek lazım. İyi gözlem yapmak çok önemli… Şimdilik bu kadar…

 

Beden Dili Hakkında

Beden Dili Hakkında

Beden Dili ve Önemi

Daha iyi ve daha etkili bir iletişim kurabilmek için beden dilinin önemi göz ardı edilemez. Bu yazıda beden dilinin öneminden, genel iletişimdeki yerinden ve etkili bir beden diline sahip olmak için neler yapılmadığını gerektiğine dair bilgiler paylaştım. Hadi başlayalım!

Sözsüz iletişim içerisinde yer alan beden dili iletişimin en temel unsurlarından birisidir. Bir alt başlıkta sözsüz iletişimi açıkladım. Tek bir kelime dahi kullanmadan sadece ve sadece karşımızdaki insanın gözlerine bakarak ya da giyim tarzı, duruşundan, yürüyüş ve oturuş, çevresindeki insanlara arasına koyduğu mesafe gibi daha birçok noktadan karşımızdaki kişi hakkında yeterince bilgi sahibi olabiliriz.

Sözsüz İletişim

Nesnel, sessiz ve sesli iletişim olmak üzere 3’e ayrılır.

  1. Nesnel: Giyim tarzı, kullanılan aksesuarlar, parfüm, saç şekli ve benzeri detayları kapsar.
  2. Sessiz(Beden dili): Mimik, jest, koku ve benzeri olguları kapsar.
  3. Sesli: Konuşma hızı, ses tonu, duraklama, vurgu gibi ögeleri ve gülmek gibi dilden bağımsız olarak ortaya çıkan ifadeler kapsar.

İletişimin %70’i

İnsanlık tarihinin en eski iletişim araçlarından biri olan beden dili kelimeler kullanılmadan duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır. Biliyor musun özellikle kadın erkek ilişkilerinde o çok önemsediğimiz kelimeler iletişimin sadece %10’unu oluşturuyor. Yüzde 30’unu ses tonu kalan yüzde 70’lik o büyük kısmı ise beden dili oluşturmaktadır. Bu veriden çıkarmamız gereken sonuç;

“Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir.”

İlk İzlenim

İlk izlenim araştırmalara göre ilk 30 saniye içerisinde oluşmaktadır ve bu 30 saniye doğru kullanılması çok önemlidir çünkü ikinci bir şans olmayacaktır. Bir kadınla karşılaştığınız ya da tanıştığınızda geçen ilk 30 saniyeyi doğru kullanmak bu 30 saniyede doğru ilk izlenimi oluşturmak iletişim istediğimiz sonuçlara doğru ilerlemesinde belirleyici bir rol oynamaktadır. İlk görüşte aşktan kastedilen şey de ilk izlenimdir aslında… İletişim üzerine çalışmalar yapan Psikolog Acar ve Zuhal Baltaş Bedenin Dili isimli kitaplarında(kitabı okumanı tavsiye ederim) diyorlar ki;

“Karşı karşıya gelen iki kişi arasındaki ilk etkileşim, iletişim sürecinin önemli bir belirleyicisi olmaktadır. Bu etkiyi yaratan faktörler, karşılaşılan kişinin beden dilinden, kullandığı kelimelere ve kişinin taşıdığı bütün aksesuarlardan içinde bulunduğu fizik ortam nesnelerine kadar geniş bir dağılım gösterir. Bütün bu faktörlerin bileşkesi algılayan kişinin değerlerinde bir yer bulur ve o çerçeve içinde yorumlanır. Algılayanın kişisel özellikleri ve toplumsal normları ile kalıplaşmış olan yargılar, etkileşim verilerine bağlı olarak iletişimin ilk anında bir karar verdirir ve insan karşıdaki kişiye bir etiket yapıştırır. Bu karar olumlu veya olumsuz olabilir.”

Bazı beden dili göstergeleri ve ifade ettiği anlamlar;

  • Eli konuşanın koluna koyma, işaret parmağını dudağına götürme, kulağa dokunma konuşma kesme isteğinin göstergeleridir.
  • Saç okşama ve omza dokunma onaylama göstergeleridir.
  • Burnun üst kısmını kaşıma derin düşünmenin göstergesidir.
  • Sık gülümseme, ceket veya gömleğin düğmesini açma, göz teması kurma dostça duyguların göstergeleridir.
  • Vücudu ve başı öne eğmek, çeneyi avuç içine almak ve başı ve vücudu eğmek dinlemeye açıklık göstergeleridir.
  • Elini kaşa koyma, başı alçaltma, ayakları masaya uzatma kişinin uzak durmayı isteğinin göstergeleridir.
  • Parmak ile işaret ederek konuşma üstünlük göstergesidir.
  • Yüze dokunma, yüksek ses tonu ve kenetlenmiş ayak bilekleri stres göstergeleridir.
  • Çatık kaşlar, kısık gözler, yayılarak oturma elini başına koyma kızgın veya savunmada olunduğunu göstergeleridir.
  • Kol ve bacakları çaprak pozisyonda tutmak savunmacı duyguların göstergeleridir.

Yukarıda paylaştıklarım örnektir ve genel ifadelerden oluşturmaktır. Kadının saçıyla oynaması can sıkıntısından da olabileceği gibi flörtüz beden dilinin de göstergesi olabilir. Dolayısıyla her saçıyla oynayan kadını aynı şekilde yorumlamamak lazım. Her yüzüne dokunanı ya da her kollarını kavuşturmuş kişiyi… Genel olarak ne ifade ettiğini bilip onun üzerinden gözlem yaparak yorumlamaya çalışmak en iyisidir. Beden dili ile ilgili başka yazılarda olacak. Şimdilik bu kadar… Görüşmek üzere…

 

 

Ezik Erkekten Çekici Erkeğe Dönüşüm Serüveni

Ezik Erkekten Çekici Erkeğe Dönüşüm Serüveni

İçten Dışa Doğru

Değişim içten dışa doğru mudur yoksa dıştan içe doğru mudur, tartışılıyor ama ben değişimin içten dışa doğru olduğuna inananlardanım. Dıştaki değişimleri özümüze yeterince işlemediğinden yüzeysel bulurum. Oysaki içsel değişim gerçek devrimdir. Özümüz değişir ise dışımız da ona göre şekil alır. Peki içsel değişim derken neyden bahsediyorum?

Özgüvenimizi, özsaygımızı, inançlarımızı vs sorgulamayı ve bunları hem kendimizin hem de çevremizin yararına geliştirmeyi kastediyorum. Özetle karakterimizi modifiye etmeyi, karakterimizi yeniden yaratmayı kastediyorum.

İçsel Değişim Nasıl Olur?

İçse değişim duygu ve düşüncelerimizi değiştirmek ile başlar. İşte o zaman davranışlarımız, eylemlerimiz ve de aldığımız sonuçlar değişecektir. Kalıcı bir değişimi sağlamak için içten başlamak gerekiyor. Tabi bu başlangıç için de öncelikle kendimizi tanımamız ve olduğumuz gibi kabullenebilmemiz gerekmektedir.

Kendimizi tanımamız, isteklerimizi belirlememiz ve hem avantajlarımızı hem de dezavantajlarımızı öğrenebilmek için kendimize sorabileceğimiz bazı sorular şunlardır;

  • Başarıyı nasıl algılıyorum?
  • Özgüvenim nasıl?
  • Kendimizi ne kadar değerli görüyorum?
  • Beğendiğim ve bana engel olan beğenmediğim özelliklerim neler?

Bu ve buna benzer sorulara vereceğin samimi ve dürüstçe cevaplar seni şu gerçeğe ulaştıracaktır. Fark edeceksin ki senin başarılı olmanı engelleyen bir çok faktörün iç dünyanda yer alıyor. İster aşk hayatında, ister iş hayatında, ister aile hayatında bu önemsiz. Seni başarılı ya da başarısız kılan hemen hemen her şey inanç sisteminle alakalıdır. İnanç sistemini düzenlediğinde sonuçlardaki değişim seni şaşırtacaktır.

İnanç Sistemimi Nasıl Değiştirebilirim?

Açıkçası olumlama tekniğini inanç sistemi değişiminde oldukça yararlı buluyorum. Tabi istikrarlı bir şekilde yapıldığında ve deneyimlerle desteklendirildiğinde ve desteklendirilmeye çalışıldığında… İyi, güzel de olumlama nedir? Olumlama gerçekleşmesi istediğimiz bir şeyin gerçekleşmemiş olsa bile gerçekleşmiş olduğuna kalpten inanıp, bilinçaltında o pozitif imgeyi yaratmaktır. Olumlama cümlesi ya da cümlelerini belirli bir süre zarfı boyunca düşük veya yüksek sesle kullanmaktır.

Örnek Olumlama Cümleleri

  • Formda ve çekiciyim. Vücudumu zinde tutarım.
  • İnsanlara önem veririm, hakkımda ne düşündüklerine değil.
  • İnsanlara değer verdiğimi göstermeyi ihmal etmem.
  • Bana, zamanıma ve sahip olduklarıma saygı duymayanlarla işim olmaz.
  • Benim çözemeyeceğim hiçbir sorun olamaz.
  • Hiç kimse hayatlarında benim gibi biriyle tanışmadı ve tanışamayacak.
  • Cesurum, her korkunun üstesinden gelirim.
  • Kendimle mutluyum. Diğerlerinin ne düşündüğü önemli değil.
  • Mazaret yok.

Yukarıda paylaştıklarım örnek cümlelerdi. Tam olarak seni karşılamıyor olabilir. Başarı algın ya da başarıya bakış açına göre sen de kendine bir liste yap. Ve bu listeyi her gün en az bir ay boyunca kendine tekrar et. Mümkünse yazarak… Yazdığın cümleler seninle tam olarak örtüşmüyor olabilir bu önemli değil. Bilinçaltı doğru yanlış nedir bilmez. Israrla uygulandığında kabul eder. Sen hayalindeki kişinin özelliklerini cümleler halinde tekniğin dışına çıkmadan listele. Sanki şuan o kişiymişsin gibi ısrarla ve sabırla kendi kendine hatırlat. Olumlama tekniği hakkında internette detaylı bilgi bulabilirsin. NLP’nin eleştirdiğim yönleri olsa da OLUMLAMA gibi çok başarılı tekniklerini de görmezden gelemem. Kendimin de deneyip çok faydasını gördüğüm bu teknikten seni de haberdar etmiş oldum. Kesinlikle dene ve sonuçları bana yaz lütfen! Listeyi oluşturma da sıkıntı yaşarsan yorum kısmından bana ulaşabilirsin. Şimdilik bu kadar, hoşça kal! Bir sonraki makalede görüşmek dileğiyle…

 

 

Bir An Önce Eziklikten Kurtulmak İstiyorum!

Bir An Önce Eziklikten Kurtulmak İstiyorum!

Senelerdir Birikmiş Şeyler Var

Eğer şuan da kendini ezik, çaresiz, umutsuz ve mutsuz hissediyor isen bilmelisin ki bu his şu anda oluşmuş bir şey değil. Senelerdir devam eden yolculuğun sonucu bu… Varsayalım ki 20 yaşındasın. Konudan sapmadan diyelim ki bu yaşına kadar hiç kız arkadaşın olmadı. Neden olmadı, niye olmadı, nasıl olmaz diye sorgulamıyorum. Elbetteki birtakım sebepleri vardır. Ama dikkatini çekmek istediğim nokta şu; bir anda ezik bir insana dönüşemediğimiz gibi bir anda da kadınların hayallerini süsleyen acaip çekici bir adama dönüşemeyiz. Bu durum en basitinden kilo aldığımız zamanlar içinde geçerlidir. Bir anda 10 kilo alamadığımız gibi bir anda 10 kiloda veremeyiz. 10 kilo fazlası olanın 2 sene önce yediği bir fast food bu durumun başlangıcıydı belki de o zaman başladı ve 2 sene içinde artarak devam etti. 2 sene sonra bu hale geldi. Ya da tam tersi fark etmez.

Gelişim yolcuğun sonu değildir. Yolun kendisidir. Yol geliştirir, insanı…

Kadın erkek ilişkileri ile ilgili kendini geliştirmeye başlayan erkeklerin çoğunun en büyük arzusu ve yine en büyük hatası; bir an önce olsun istiyorlar, ne istiyorlarsa hemen olsun istiyorlar. Ee tamam güzel de… Senin zihninde, vücudunda birikmiş çekici bir adam olmana engel olan tabiri caizse senelerin tozu toprağı var. Şuan ki durumunun başlangıcı ilkokulda öğretmenin seni arkadaşlarının önünde rezil etmesi olabilir. Hoşlandığın kız tarafından reddedilmiş olman olabilir. Ailenin senin yetiştirme tarzındaki hatalar olabilir. Hepsi birden olabilir. Anlayacağın olabilir de olabilir. Tüm bunların tespit etmek, yok etmek ya da tamir edip iyileştirmek için ciddi bir zamana ve sabretmeye ihtiyaç var. Bunu kabul etmek anlık başarılar peşinde koşmamak, aceleci davranmamak ve buna göre kendimizi geliştirmemiz lazım. Küçük küçük, adım adım ama sağlam…

Tam da bu durumla ilgili çok güzel hikaye var. Seninle paylaşmak istiyorum. Daha önce duymuş olabilirsin ama duymayanlar da vardır, elbet…

Kabak ve Kavak Ağacının Hikayesi

Bir kabak filizi boy göstermiş, yüce bir kavak ağacının yanında… Bahar ilerlerken kabak bitkisi kavak ağacına sarıla sarıla yükselmeye devam etmiş. Hem yağmurun hem de güneşin etkisiyle inanılmaz bir hızla büyümüş ve hemen hemen kavak ağacı ile aynı boya ulaşmış ve bir gün tutamayıp kendini sormuş kabak, kabağa:

Kabak: Sen ne kadar zamanda bu hale geldin kavak?

Kavak: On yılda…

Kabak: On yılda mı? (Diye gülmüş, çiçeklerini sallamış ve konuşmaya devam etmiş.) Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

Kavak: Doğru söylüyorsun.

Zamanla ilerledikçe sonbahar kendini hissettirmeye başlamış. Ve ilk rüzgarlarla beraber kabak üşümeye ve yapraklarını bir bir düşürmeye, soğuklar arttıkça da alçalmaya başlamış giderek… Kendisine neler olduğunu anlayamayan kabak endişeyle sormuş kavağa:

Kabak: Neler oluyor bana kavak?

Kavak: Ölüyorsun.

Kabak: Niçin?

Kavak: Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için…

Yazının sonlarına doğru yaklaşırken bir an önce olsun demek yerine adım adım, yavaş yavaş ve sindire sindire gelişmeni öneriyorum. Yoksa kabağın durumuna düşersin. Söylemedi deme. Bir önceki senin üzerine koyarak devam et! Bugünkü sen dünkü senden daha iyi olsun. Amacın bu olmalı. Sen yeteri kadar sabreder ve çabalarsan istediğin sonuçlar zamanla gelecektir. Bir sonraki yazımda görüşmek dileği ile… Şimdilik bu kadar, hoşça kal!